esince söylerim ben

depresif takılan mağrur blog

ben beklerim de zaman beklemez ki beni Temmuz 2, 2008

Kategori: doğum günü patlaması, sevgili günlük — merve a. @ 2:13 pm

 

aslında o bir doğum günü pastasıhiç hazzetmedim, hazzedemedim şu doğum günü actionlarından aslında. pasta, mum, hediye… İnsan mutlu olsun yeter… büyüdük bizde işte bir yaş daha. yolun başında gibi hissediyorum kendimi. yaş 21, sonra 22, sonra belkide 23.. 64, 65 belki… yaşarmıyım bilmem. zaman beklemiyor bizi. elimizde bir avuç hayal, rüya, her neyse ondan yani. Gerçekleştiremedikçe yanmak gibi, farketmeden yanık nargileyi ciğerlere çekmek gibi, boğazına kül oturması gibi. ah ben, gencecik hayalleri olan ona kimseye dokundurmayan, korkan, tırsan, yavaş ilerleyip sağlam basmaya çalışan ama hep düşen, ayağına taşlar takılan ben…

büyümekten öylesine korkuyorum ki, baş ağrılarımın artmasından öyle korkuyorum ki, ne zaman bitcek bunca korku, bir ilacı var mı, yok biliyorum…

gitsem evime şimdi, yapsam bir kahve, alsam elime kitabımı, çalsa o müzik kulağımda, birde telefonum çalsa daha ne isteyim ki ben? İstediğim gibi başlamadı bu yazı, istediğim gibi de bitmiyor zaten.Sakladıklarım kaybolduğunda ve herşey eskisine döneceğinin hayalini kurabildiğimde zaman bitmemiş olursa eğer hamd edip rabbime -ki şükürler olsun bugünüme- istediğim gibi yeniden başlayacam…

 

yaş olmuş 5 Haziran 20, 2008

Kategori: sevgili günlük — merve a. @ 12:40 pm

tavşan mı şimdi bu?Eriyerek ölür mü insan? Erir mi veya? Hava 38 derece değil, 108 derece bana kalırsa, ve bu şartlarda çalışmak insan haklarına aykırı hanımlar, beyler!Gelince üstüste gelir ya hep, depreşir tüm yaralar hiç yoktan. Girmeyeceğim sınavların stesi artar, görüşemediğim tüm dostlar bana kırılır, nefes alamam, karnım ağrır.Durum fenadır, ama çare aranmaktan vazgeçilmemelidir.’Kızgın kumlardan serin sulara’ felsefesiyle yazı geçiremiyecez farkındayız, fekat senle ölmek kulağa hoş gelsede bir gemi geçer*, la isla bonita’dır, hayaldir, rüyadır, bir istanbul manzarası karşısında, elinde bir tek çayı eksik olan insanlar mutluluk içinde yan yana otururlar.Tüm havaifişekler, efendime söyliyim en tatlı ezgiler, en hoş kokular aynı anda sarar dört bir yanı. Çimlerin üzerine serilmek gibidir, hafifçe ürperten rüzgarın yüze vurması. Çiçeklerden, böceklerden en çokta çocukluktan bahsedilir.Sonra o fotoğraf akla gelir, annesi ve ablasıyla yanya çekilmiş,üstünden altından sağından solundan mutluluk akan o fotoğraf.sonra denir ki; beş yaşında kalmalıydım hep, evimizin bahçesinde ablamla oynamalıydım…

 

 

A Ja Hozhu Pohodkoju Pochtennoju Haziran 11, 2008

Kategori: ibrahim tatlı ses — merve a. @ 12:05 pm

rus mafyası mı acaba?

Şimdi bu rusça mıdır sanskritçe midir ne menem birşeydir bilinmeyen bir dille yazılmış olan başlık aslında bir rus şarkısının adı. Anlamasanızda, hatta teyze diliniz olan herhangi bir Avrupa diline yakınlığı olmasada,  şarkıyı dinledikçe içinize dolan hoplayıp zıplama isteği sanatın aslında tek bir dil üzerinden yapıldığının bir kanıtı olsa gerek.Yani efendim sanat sanat içindir, anlamak için değil hissetmek içindir.Amcam La minor  ’a ja hozhu pohodkoju pochtennoju’ der, bende ‘valla katılıyorum, ben de az evvel aynısını düşünmüştüm’ derim. Sonuç olarak ne yapmak gerekir? Müziği son ses açıp,  o hoplama zıplama isteğini gerekirse yolda, gerekirse iett’de, 77 ile yenikapı’ya giderken, Tünel’den İstiklal’e çıkarken, cağaloğlun’da kaybolmuşken gidermek…

 La minor- A Ja Hozhu Pohodkoju Pochtennoju 

şifre: evrenselmuzik

(evrenselmüzik’e teşekkürler!)

 

buyur burdan yak Haziran 3, 2008

Kategori: buna da depresyon desek? — merve a. @ 3:06 pm

sinirliyiz!

güneşin gözümü almasından, yüzsüz kedilerden, işi gücü olmayıp dedikodu yapan komşulardan, tozlardan, polenlerden, kullanılmayan ilaçlardan, canımın sıkılmasından, yalan bile söyleyemeyip lafı dolandırıp dolandırıp batıranlardan, konuşmayıp işi sonunda yalana bağlayanlardan, protokolleşmiş doğum günleri meresimlerinden, şerefi iki paralık gazetelerin masa başında haber uyduran muhabirlerinden, kontürümün bitmesinden, sabah olmasından, gecenin bitmemesinden, tok olup acıkmaktan, can sıkıntsıından buzdolabı kapağı açmaktan, aklıma ellerin gelmesinden, güllerin kurumasından, kötü olayların üzerinden çok zaman geçmesine rağmen unutulmamasından-unutulamamasından, omuzlarımın düşmesinden, ağlamamak için kalbimi dondurmaktan, bir çıkış bulamamaktan, çözümsüz kalmaktan, yoluna girmyen tüm işlere küfretmekten, susmaktan-susamamaktan, düzenimin bozulmasından, gönlümden geçtiği gibi bile davranamamaktan- davranmamın engellenmesinden, çileklerin kokmamasından, özlemekten…….

yoruldum!

 

 

biz… Mayıs 20, 2008

Kategori: alıntı — merve a. @ 2:52 pm
elimde bir silah var!!
Hiçbir zaman pembe dünyaların askeri olmadık. Mutlu gelecek vaadiyle süslenmiş hayalleri; iş, araba, mevkii, yani menüde sunulmuş porsiyon yaşamlar istemedik hiçbir zaman.
Biz biliyoruz ki, durgun denizlerin altında her an, her saniye volkanlar patlıyordu ve suyun gökyüzünü yansıtan maviliği gizliyordu her şeyi. Bizim  kahkahalarla kurulu kâğıttan şatolarımız yoktu.

Hayat güler yüzlü olmaktan çok somurtkandı bizim için. Sığınaklarımız, düşüncelerimizde duran gülümseme betonlarıyla örtülü başka bir hayalin muştusu.

Bize güç veren engellerle boğuşurken elimizden tutan sığınaklarımız…

(alıntı)

 

 

 

 

sana bir şarkı yazdım söylersin diye Nisan 29, 2008

Kategori: sevgili günlük — merve a. @ 4:01 pm

çilekler yemeli

masamda güller var, kırmızı, bordo.kırılmışından bir kalbim var, kapatılmış bir telefon.anlamak bu kadar zor mu beni? o kadar mı gizliyim? sıcak çay ve iş yerinde bir öğleden sonrası.haberler geliyor, insanlar ölüyor, dünya sallanıyor ben hep çok yönlü okuyup anlayıp anlatmaya çalışan.unutmadan birde geçmek bilmeyen bir mide ağrısı. her yemek sonrası bir daha yemek yememeye yemin etmek yani. ablamdan haber beklemek. ondan bundan şundan sesler işitmek. sonra yavaşlamak, biraz duraksamak. kapıldığın hayatın farkına varmak. kitaptaki kahraman ölecek mi yoksa?
bahar, öğleden sonra, işteyim.masamda güller var vede sıcak çay. toplanıyoruz hepbirlikte. bakalaım nereye gidiyoruz? bunuda bilmiyoruz.bir şarkı dinliyorum;

‘bana bir söz verdin yine gelirim diye
sen gelmesen bile ben gelirdim
sana bir şarkı yazdım söylersin diye
beni hiç unutmamanı istedim’

biraz daha anlatmalıyım, biraz daha…aklımda ki bu karışıklığı biraz daha anlatmalı bir izah yolu bulmalıyım mesela.sonra akşam olmalı unutmalıyım galiba…

 

 

yalnız ve… Nisan 27, 2008

Kategori: masal, saç-malama, sevgili günlük — merve a. @ 2:20 pm

                                      

yalnızım daha yeni anladım sanırım. dışarıda bahar, adalara gitmeliydim oysa ki, bisiklet sürmeliydim orda, çilekli dondurma yemeliydim üstüne.kaybettik biz şansımızı

 

mutsuzluk gülümseyerek Nisan 24, 2008

Kategori: şiir gibi bir şey — merve a. @ 9:48 am

 iki çay

mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir;
banliyo treninde rastladığımız
sınav saatini kaçırmış liseli kız,
hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

ey otobüssever ey troya yolcusu!
anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk
o ib(ipekböceği) sesli kadını;
birinin gronland’ı olmaya hazırlanıyordu.

iki çay söylemiştik orda, biri açık,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

(devamı…)

 

8 ayın kısa tarihi Nisan 23, 2008

Kategori: olay yeri inceleme, saç-malama — merve a. @ 1:22 pm

merve bunu otobüs durağında beklerken karların üzerine yazdı ve çok mutluydu

yazılması gereken ve yazılamayan 8 aydan kısa notlar;

1-) çalışıyorum!hayır hiç okudun mu ki dediğinizi duyar gibi oluyorum.tamam okula düzenli bir gidişim söz konusu olmamış olabilir şimdiye dek ama iş mevzunda çok disiplinliyim :)

2-) yaklaşık 3 aydır eve çıkmış bulunmaktayım.(evimiz çok çok çok güzel)

3-)yurttan kaçtım hala aranıyorum

4-)bizim kad’rüya nişanlandı!hatta nişanlısı askere bile gitti.

sanırım saymakla bitmeyecek.çok şey oldu. daha ziyade büyümekle kalmadığımı daha da büyümek zorunda olduğumu hatırlatan şeyler diyelim.şimdi evimde oturup kahvem sıcaklığını korurken iki bina 3 uydu anteni arasında gördüğüm bir galata kulesine bakmak isterdim.ve çözümsüz kalan tüm soruları tek tek düşünmek.bu 8 ayın kırgınlığı kolay geçmeyecek sanki…

 

bu ne şimdi? kim şaka yapıyor? Nisan 22, 2008

Kategori: olay yeri inceleme, saç-malama — merve a. @ 4:27 pm

Flaş flaş mı desem veya başka bişey ama enteresan. kafam karıştı??? wordpres açılmış! rastgele blogumu tıkladım ve aylar sonra ilk kez mahkeme kararıyla kapatılmadığıma hükmedilmiş olduğunu farkettim!Allahım ne mesudum!